top of page
WhatsApp Image 2021-12-17 at 19.59.28.jpeg

PERGAMON

Bergama'yı benden dinleyin..

WhatsApp Image 2021-12-17 at 19.59.28 (1).jpeg

Şehrin Kuruluş Hikayesi 

Argos kralı Tegea, kahinlerden kızının doğuracağı bir çocuğun kendisini
öldüreceğini öğrenir. Kızının çocuk doğurmasını önlemek için kızını bir
sala bindirip denize salar. Ancak kızı Auge bundan önce Herakles ile
karşılaşmış ve ondan ismini Telephos koyduğu bir çocuk doğurmuş, babasından
korkusuna çocuğu doğaya terk etmiştir. Auge’nin bindiği tekne onu Teuthrania
kıyılarına getirir. Tanrıça Athena onu yol boyunca korumuştur.

WhatsApp Image 2021-12-17 at 19.59.28 (1).jpeg

Auge,Teuthrania kralı Teuthras tarafından dostça karşılanır. Kahinlerle konuşanTelephos annesini arar ve Mysia’ya gelir. Teuthras onu misafir eder sonra evlat edinir ve kendi yerine tahta çıkarır. Daha sonra ise onu Auge ile evlendirir. Zifaf gecesi tanrıça Athena tarafından gönderilen bir yılan anne oğul arasına girer ve onların birlikteliğini önler ve Ana- oğul olduklarını öğrenirler .Telephos yanlışlıkla Troia yerine Mysia kıyılarına çıkan Akhalara yol gösterir. İşte bu Telephos Pergamon’u kurmuş ve Pergamon’un ilk kralı olmuştur. Auge’de Pergamon’a Athena kültünü getirerek, bu kültün rahibesiolmuştur..

 Şehrin efsanevi kurucusu Telephos'un yaşamı ve şehri kuruş hikayesi Zeus Altar'ında işlenmiştir.

Kraliyet Yapıları

Pergamon kralları güvenliği gösterişten önde tutardı.Akropoldaki arsenallerın değerli olması sebebiyle bir çok binanın ikinci bir katı olduğu düşünülebilir.

 

Sarayların çoğu peristyl düzende evlerdi. Tüm peristyl evlerde en az bir sarnıç bulunmaktaydı.

Kale girişinin tam dibinde yapı grubu VI olarak adlandırdığımız yapının askerler için yapılmış depolar görüyoruz. Bir çok savaş eşyası bu bina da bulunmuştur.

Yapı grubu V 2420m2 ölçüsü ile hükümdarları yakışır bir evdi. Dört tarafı sütunlu galerilerle çevrilidir. Batı galerisinin altında bir kaya sarnıcı vardır. Ve  Bizans dönemine kadar kullanılmıştır.

Pergamon da kraliyet mekanlarında kazılarda en çok eser saray V ten çıkarılmıştır.

Bir çok odanın mermer eşikleri ve iç duvarları vardı. Kuzeydoğu köşesindeki en küçük odada bir kaide bulunmuştur ve burası sunak odası olarak düşünülmektedir. Ayrıca bu kaide üzerinde bir Dyonysos heykelinin varlığı düşünülebilir. Bu odada taban mozaiğinin büyük bir kısmı korunmuştur.

WhatsApp Image 2021-12-17 at 20.13.47.jpeg

Ayrıca taban mozaiklerinde; Alexander Papağanı tasvir eden bir mozaik bulunmuştur. Mozaik tanecikleri yarım ve bir milimetre iriliğindedir.

Sarayın kuzeybatı odası daha büyük bir mozaiğe sahipti. Bu odadaki mozaik taşları 1-3 mm büyüklüğündedir. Yaprak ve çiçek frizleri, küçük hayvan figürleri ve Eroslarla süslenmiştir. Ve Hephaiston imzasına sahip bir mozaiktir.

 

Yapı grubu IV kesinlikle bir peristyle evdi. Taban alanı yaklaşık 30*35 m idi. Bu yapıdaki odaların sıvalı olduğu, renkli duvar süslemelerine sahip olduğu bilinmektedir. Doğudaki odada bir sunak ve andezitten bir levha vardır. Levhanın yanmış olması burada kurban verildiği ve bu odanın bir kült yeri olduğunu göstermektedir. Yine bu odada olağanüstü inceliğe sahip taban mozaiklerine rastlanmıştır.

 

Avlunun ortasında bir, kuzeydoğusundaki odada ise başka bir sarnıç bulunmaktaydı.

Kraliyet saraylarının duvarları oyulmuş mermerler değil ise renkli stuccolarla süslüydü, tabanları harikulade mozaiklerle ve mozaik yok ise de halılar ile kaplıydı. Ayrıca duvarlarda seyyar tablolar vardı.

Kütüphane

II. Eumenes tarafından yaratılan ve inşası onun tarafından gerçekleştirilen bir diğer eserde kütüphaneydi. Kaynaklara burada 200 bin kitap tomarı bulunuyordu. Burası bir kraliyet kütüphanesiydi. Bu rakamın MÖ 41-40 yılına ait olduğu düşünülmektedir. Bu tarih Antonius tarafından Kleopatraya hediye edildiği tarihtir.

Kuzeydoğu salonda 3 m yüksekliğinde Athena ve Hera heykelleri bulunmuştu. Heykellerin bulunduğu bu büyük oda bir sanat galerisi bir müze olmuş olabilirdi. Burada kralların sanat eserlerini de topladığı düşünülmekle beraber kesin değildir.

Başka bir araştırmaya göre ise bu salonun üç duvarı ahşap dolaplarla kaplı idi. Sadece giriş duvarında gömme kitap dolapları bulunmaktaydı.

En güneybatıdaki oda ise klineler ile döşenmiş bir şenlik odası olarak düşünülmektedir.

ktp.jpeg

Bir diğer iddaa ise rafların bu dübellere asılı olmasıydı. Ve bir katalog alanı oluşuyordu. Diğer odalar ise kitaplara ev sahipliği yapıyordu. Bu dübellerde bir başka fikir ile savaş ganimeti silahların sergilenmesiydi.

 

Çok zor olmakla birlikte diğer bir iddaa ise Kütüphane’nin Gymnasion’da olduğudur ki bu oldukça asılsız bir iddaadır.

Bu odalarda 4.5 metre yüksekliğinde bile raflar olsa sözü edilen rakamın yalnızca 10 da 1 i bu odalara sığabileceği saptanmıştır.

 

Bu 5 odanın 4 ünden kuzey galerinin üst katınca çıkılabiliyordu. En batıdaki oda ise avlu seviyesinde olduğundan bu odaya güneydeki dar bir avludan giriliyordu. Buraya ve Athena kutsal alanı ile Traianeum arasındaki yapılara ulaşmak için kuzey galerinin batı ucundaki bir geçidi boydan boya yürümek gerekiyordu.

 

Odalar andezit duvarlara sahip idi.

Kuzey galerinin üst katında bulunan perdeli kısımda belki de kitaplar sergileniyordu. Buranın tabanının mozaik olduğu da düşünmektedir.

arsenal.jpeg

Arsenallar

Yuvarlak sarnıcın hem üst kısmında 18*18 m boyutunda güçlü duvarlara sahip binanın varlığı tespit edilmiştir. Kesin olmamakla birlikte burası  Gongylos’un MÖ 5 yy da sarayı olduğun düşünülmektedir. Bu bina Helenistik dönem için basınçlı su sisteminin sonu olarak açıklanması mümkündür.

Yapı 1’in bir kral evi olduğu düşünülse de kesin kanıtlara ulaşılamamıştır.

Bu binanın bulunduğu yere MÖ 2. Yy da yapılan bir kışla olduğu düşünülmektedir.

Sarayların alt kısmında daha önce dönemlere ait arsenallar(silah depoları) olduğu düşünülmektedir. Saraya inşaları için bu alay yıkılmış ve kuzey uca yenileri inşa edilmiştir.

I. ve II. Arsenaller Philetarios döneminden, 4-5 yapıları ise saraylar için yıkılmış olan yapılar yerine inşa edildiği düşünülmektedir.  Bu binalarda alt havalandırma kertiğinin olması bize buranın biri tahıl deposu olarak da kullanıldığı göstermektedir.

Arsenallar da 15 farklı çapta 961 gülle ele geçirilmiştir. Çok sayıda katapult ve demir çemberler ele geçirilmiştir.

tra.jpeg

Roma imparatorluk döneminin en öne çıkan yapısıdır.

Tapınak kale dağının tacı olarak çok uzaklardan görülüyordu.

Tapınağın hemen güneydoğusunda bulunan bir yazıt MS 114-115 yıllarında tarihlenmektedir. Yazıt imparatorun arkadaşı olan zengin Pergamonlı Aulus Julius Quadratus’un; tapınapın Traianus onuruna yapıldığı ve düzenlenen şenliklerle ilgili kurallar içerdiği söylenmektedir. İmparator Zeus Philios ile birlikte onurlandırılmıştır.

Tapınapın kült yontuları arasında İmparator Traianus ve halefi İmp Hadrianus’a ait heykellerdir. Bunlar tapınağın cella kısmında durmaktaydı.Bu heykellerin insan boyutundan büyük heykel başlıkları çıkarılmıştır. Yaklaşık 5 metre boyutunda olduğu düşünülmektedir

Zeus Philios’un oturur durumda dev heykeli bulunmuştur.

Traianus dönemine ait bir paranın üstüne oturan Zeus ve ayakta duran imparator işlenmiştir.

Hadrianus’un heykelinin burada bulunma sebebi olarak ise. Pergamonlular’ın ona bir tapınak yapma isteği üzerine onlara bir mektup ile kendisinin heykelinin babasınınkinin yanına dikilebileceğine dair bir izin vermektedir.

Traianus Bergama’ya hiç gelmemişti fakat Hadrianus’un biri 124’te kesin olmak ile birlikte iki kez geldiği düşünülmektedir.

Hadrianus döneminde tamamlanan tapınağın Hadrianeum olarak Aelius Aritedis’in yazılarında görülmektedir.

Yapının inşası MS 114 yılında başlamıştır. Açılış tarihi ise Hadrianus’un ikinci ziyaret tarihi olarak düşünülen MS 129 dur.

Traian Tapınağı

Bu bölgede yapılan kontrol kazılarında kutsal alan öncesi Genç helenistik döneme ait idari binaların ve  atölyelerin  izlerine rastlanmıştır.

 

Tapınak’ın avlusu 70*65 ölçülerindeydi.

 

Bulunduğu alan uygunsuz olsa da Roma İmparatorluğu’nun bu tür bir güç ve propaganda anıtı için muhteşem bir konumdu. Başka hiçbir konumda tapınak binası daha etkili duramazdı. Tonozlar cephede bir bulunan 23 m yüksekliğinde bir duvar ile son buluyordu. Bu tonozlar bir alt yapı malzemesinden başka hiçbir şey değildi. Ne bir depo ne bir sarnıç olarak düzenlenmişlerdi.

 

Ortaçağda çalınan metal bağlantılar yerini deliklere bırakmıştır.

Tapınağın kuzey galeri duvarının önünde çeşitli heykellerle birlikte batı kısmında yuvarlak doğu kısmında ise dikdörtgen biçimde iki eksedra yer almaktadır. Bunlar Helenistik Krallık dönemine ait ve buraya sonradan getirilmiştir. Yarım daire eksedra yazıtına göre bunların II. Attalos’un bir adağı olduğu için hükümdarlar kültü ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Eski hükümdarla kültünün İmparatorlar kültü ile de devam ettiğini göstermek için buraya koyulduğunu düşünmek yanlış olmaz.

 

18 m lik yüksekliğe sahip tapınak 33*20 ölçülerine sahiptir. Andesit bloklarla yapılmış olan podyum tamamen mermer ile kaplıdır. Dar kenarlarda 6 geniş kenarlarda 10 sütun bulunan Korint mimari düzeninde br peripterostu.

 

Çatı kaplaması dahil tüm tapınak mermerdendi. Konsül volütlerinde Medusa başları vardı. Çatı alınlıklarında ise kanatlı Viktoria’ları içeren muhteşem şarmaşıklı akroterler bulunuyordu. Cellada bulunan heykeller tapınağın çöküşü sırasında bodrum kata yuvarlanmış ve bu heykellerden biri tapınak alanının doğu kısmında sergilenmektedir.

Tapınağın önünde duran mermer sunaktan ise iz kalmamıştır.

 

Hadrianus döneminde mevcut yan duvarlar yıkılmış ve yerlerine galeriler yapılmıştır. Doğu galerinin kuzey kısmında apsis benzeri bir ucu vardı ve burada Hadrianus’un zırhlı heykelinin bulunduğu düşünülmektedir.

Kuzey galerinin sütunları monolit iken diğer sütunlar değildi.

athena.jpeg

Athena Kutsal Alanı

Binanın yapımı MÖ 330-325 yıllarına dayanmaktadır.

Tapınağın inşasını bazı kanıtlar İskender’in cariyesi Barsine’nin bu tapınağı yaptırmış olabileceğine bazı kanıtlar ise kent kurucu Telephos’un annesi Auge tarafından vakfedilmişti.

Blokları birbirine tutan kenetler Kırlangıç Kuyruğu biçimdeydi ve daha sonraki dönemlerden farklı olarak tahtadandılar.

Andezitten , dorik düzeninde bir tapınaktı. 6*10 bir peripterostur. Bölünmüş bir cellaya sahipti.

Buradaki kült güçlü bir şekilde Atina’dakine göre düzenlenmiştir. Helenistik dönem kralları Pergamon’u ikinci bir Atina yapmak, Yunan dünyasının yeni ruhani ve kültürel merkezi yapmak istiyorlardı. Tapınağın düzenlenmesi bunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Atina’da olduğu gibi Pergamon’da da Athena’nın lakabı Polias idi. I. Attalos’un Galatlara karşı aldığı zafer sonrası Athena Nikephoros yani zafer getiren lakabını almıştı.

MÖ 220 yılında kendisi için kent dışına bir Niikephorion yapılmıştı. Fakat kent dışında olduğundan çok tahrip edilmiş ve korunamıştır. Ve şu an tam olarak yeri saptanamamıştır.

II. Eumenes döneminde yeni bir Propylon inşa edilmiştir. Kapının güney kısmında bulunan dar odadan kuzey galerinin ikinci katına çıkılıyordu.

Propylon dört sütunlu dor düzene sahipti. Bu yapının rekonstrüksiyonu yapılan Pergamon müzesinde bu sütunlar yerine galeriden alınan diğer sütunlar kullanılmıştır. Bu sütunların gövdeleri 20 yive ayrılmışken Propylon’un sütunlarının sadece 3’te ikilik kısımları yivliydi. Kapı kısmında ise ikili bir sütun paye bulunmaktaydı.

Propylon’un alınlığı Athena’nın baykuşu ve Zeus’un kartalı ile süslenmişti. Kutsal alandaki pek çok adakta Athena ve Zeus için birlikte adanmaktaydı.

Kuzey galeri 72.95 m uzunlukta 12 m derinlikteydi. Her bir galeri iki katlıydı. İlk kat Dorik ikinci katlar ise İonik düzendeydi. Yeni galeriler mermerden yapılmışlardı.

Doğu galeri ise 42.17 m uzunluğundaydı.

Galerilerin ikinci kat duvarlar Galatla’rın silahlarnı gösteren rölyefler ile doluydu.

İlk kat duvarları duvar resimlerini taşıyan sıvalı bir duvardı ve bu resimleri dorik ve ionik nizamdaki düzenli aralıklardaki nişler kesiyordu.

Pergamon gibi bir kent için tek bir tiyatro yeterli değildi. Hem şehrin ovaya doğru büyümesi hem de kent dağına çıkışın zor olması ayrıca artan nüfus ile yeni tiyatrolar yapıldı.Roma dönemine yapılan gladyöter dövüşleri ve araba yarışları için bir amfitiyatroya ve bir stayduma ihtiyaç vardı. Her ikisi de Asklepieieon’a giden yola yapıldılar ve yanlarına da bir Roma tiyatrosu eklendi.İmparatorluk zamanı eski tiyatroda oyunlar sergilenmiyordu. Sadece bazı konuşmalar yapılıyordu.Tiyatrolarda aynı zaman Demos’un yani vatandaşların toplanarak karar aldıkları toplantılar da yapılırdı.Eski döneme ait bir Odeion’un büyük gymnasion da izlerine sartlanmıştır. Ayrıca kızılavlunun güneyinde de yerleşim yerlerinin arasında kalmış bir Odeion bulunmuştur.

Yukarı Tiyatro; burası ellerindeki imkanlara göre inşa edilmiş bir tiyatrodur. Üst iki bölümde düzensizlikler göze çarpmaktadır. Alt kısmı ise Yunan tiyatrolarının aksine tam bir yarım daire değildi.Bu yapı grubu II. Eumenes dönemine aittir. Ancak burada daha erken döneme ait bir tiyaronun varlığı da söz konusudur.

Tiyatro terası 15 m eninde 250 m uzunluğundaydı. Tapınak, tiyatro ve teras hepsi birbirine bağlantılıydı.

Öncelikle tiyatro ve tapınak için gerekli malzemenin buraya temini için bir düzlüğe ihtiyaç vardır. Bu bize terasın daha önce yapıldığını düşündürmektedir. Yapılan kazılar bize sahnenin üç farklı dönem geçirdiğini göstermektedir.

Tiyatro caveası iki diozama ile  üç bölüme ayrılmaktadır. Sıralar mermerden değil andezitten yapılmıştır. 10 bin seyirci kapasitesine sahipti.

Şeref localarının roma dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Alt locada muhtemelen II. Eumenes’e ait bir bronz heykel bulunmaktaydı. Alt locanın önünde orkestranın kenarında ise bir tiyatro sunağı bulunmaktaydı.

Sabit bir tiyatro sahnesinin olmaması şaşırtıcı bir özelliktir. Ancak hem yerin yetersiz oluşu hem de terasın bulunması sabit bir sahne için uygun değildi. Tahta sahne yuvarlak delikleri olan taşlara yerleştiriliyordu. Bu yuvaların her birini destekleyen  terasın andezit kaplamasıyla aynı hizada olan duvar desteği bulunuyordu. Bu dört köşe yuvaya kapak olarak taş bir plaka yerleştiriliyor. Sahne kaldırıldıktan sonrada burası tamamen düz bir hal alıyordu.

İlk sahnesi yerden çok yüksekte olmayan 26*3.60 bir sahneydi. MÖ 1. Yy a ait bir taş podyum yapılmıştı. Artık sahnenin mermerden kapıları vardı.

Galerilerde iki destek payesi arasında bir dükkan bulunmaktaydı. Her dükkanın alçak birer ikinci katı vardı.Sadece orta terastan 36 dükkana ulaşılıyordu. Teras, Bizans Döneminde bir klise ve mezarlık düzenlemesi ile büyük bir değişikliğe uğramıştır.

Portatif sahne ki yılda bir gerçekleştirilen Dionysos festivaline kolaylık sağlıyordu.

.

Tiyatro
 

Dionysos Tapınağı;  teraslı podyum arasındaki fark 4.5 m yüksekliğindeki 25 basamak ile kapanmıştır.

Dionysos Pergamon kral sülalesinin tanrısıydı. Herakles ile birlikte soy atası olarak saygı görmekteydi.

Burada bir Dionysos birliği vardı ki bu önceleri Teos’ta bulunmaktaydı. Teos’un krallığın topraklarına katılmasından sonra bu kişiler kralın emri altın girmişti ki bu kişiler oyunları sergileyen, festivalleri düzenleyen kişiydi.

Tapınak Prostyle tarzında ve İon stili sütunlara sahiptir.

Tapınağın önünde tiyatro terasında bir sunağı bulunmaktaydı.

Uzunluğu 21.60 m yükseliği ise 13.17 m dir. Kadın figürlü üç akroteri ile birlikte toplam 15 m yüksekliğe ulaşırlar.

Temeli andezit diğer kısımları ise tamamen mermerdendir.

Arşitravından altın kaplamaları bronz adak yazıtı bulunmaktaydı.

İki değişik yapı evresine sahiptir. Helenistik ve Roma dönemi

Tapınağın inşa tarihi olarak II. Eumenes dönemi en uygun dönemdir.

Cella içinde oluşan bir yangın tapınağa çok zarar vermiştir. İç duvarlar ellenmemiş levhalarla kaplanmıştır. Giriş duvarı ve anıtsal kapı yeniden inşa edilmiş ve cella çatısına göre daha yüksek olmuştur.

Fakat yangın ve yenilenmenin kesin bir tarihi olmamakla birlikte tahminler Hadrian dönemini göstermektedir. Bu kanıya Traijan tapınağındaki benzerlikler saptanarak ulaşılmıştır.

MS 262 yılında gerçekleşen deprem ile tapınak büyük zarar görmüştür.

Bu bölgeye inşa edilen klise nişli yapının yakınına inşa edilmişti. 52 metre karelik bir alanı kapsayan bu klise üç nefliydi ve ön cephesi batıya bakıyordu. Haç kubbeli plana sahipti. 12-13. Yy 'lara işaret eden klise öncesi burada bir aziz veya şehit mezarı bulunmaktaydı. Ayrıca yukarı terasın orta ve geç bizans döneminde de mezarlık olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

DionysosTapınağı

128557280_1125367001231125_1782215240356179178_o.jpg

Zeus Altarı

Sunak Pergamon sanatının baş yapıtıdır.

Sunak yazıtının günümüze gelen tek kısa parçasında. ‘Tanrılar tarafından yapılan iyiliklerden’ yazmaktadır.

Burada bulunan eski evler yıkılmış Philetairos suru yıkılmış ve alan genişletilmişti.

Burada bir absisli yapı vardı ve muhtelemen kurucu Telephos’a adanmış bir heroon idi.

Yapı; 35.64*33.40 m boyutundaydı. Batıdaki merdivenler neredeyse 20 m idi. Merdivenler 6 m idi. Tüm bina ise akroterler dahil 10 m idi.

Tanrılar ile devler savaşını anlatan ünlü friz 2.30 m yüksekliğinde 113 m uzunluğundaydı.

Şölenlerde esas sunak kısmına sadece belirli kişiler girebiliyor.

Merdiven basamağında kurban kesilip sadece bazı parçaları esas sunakta tanrılar adına yakılıyordu. Kalan parçalar ise gelen kalabalığı dağıtılıyordu.

Athena Tapınağı ve Zeus Sunağı arasında gözle fark edilemeyecek uyumlar söz konusudur.

Baş tanrılar frizi doğu yani güneşin doğuş tarafındaydı. Doğuyu Kuzey ile bağlayan köşede Ares ve Aphrodit vardı. Hem ayrı hem sırt sırtaydıl Güney tarafta Güneş tanrısı Helios savaşmaktaydı ve yanında Eos ve Selene vardı. Kuzey yönde ise Gece Tanrıçası Nyx savaşıyordu. Çevresinde ise ona akraba tanrılar vardı.

İç friz kuzeybatı köşeden itibaren Telephos’un hikayesini anlatmaktaydı. Diğer kısımda ise Akhaların yanlışıkla Pergamon’a gelip savaşmaları ve Telephos’un Akhilleus tarafından yaralanmasını sonra iyileşip şehri kurmasını anlatılmaktaydı.

Pergamon Sunağı saray sanatının bir ürünüdür.

İnşaat süresinde sadece ustaların değil ruhban sınıfının da bilgilerinden faydalanılmıştır.

Doğu frizler baş usta tarafından yapıldığı kesindir. Tüm blokların eş zamanlı çalışılması çeşitli ustaların ortak işi olduğunu göstermektedir.

Sunak antik yazar L. Ampelius’un Liber Memoralis eserinde dünyanın harikalarının anlatığı bölümünde bahsi geçmektedir.

Ayrıca Fransız arkeolog ve nümizmat Antoine Heron de Villefosse’nin bulduğu sikkenin üzerindeki tasvir, sunağın antik dönemdeki görünümü hakkında bugün elimizde olan tek veridir.

Pergamon sunağı Klasik İon sunaklarından ayrılmaktadır.

Podyum üzerindeki sütunlu galeriler iç avlunun galerilerinden bağımsızdır. Bu yüzden onlara birer Peristiller’dir.

zeus.jpeg

Sunak yapı bakımında bir saray görüntüsüne sahiptir. Ki bu saray Zeus’un sarayına benzetilmiştir.

Merdiven kısmındaki frizlerde ise gigantların Zeus’un evine girmekte oldukları ve Zeus’un kartarlarının onları son anda durdurdukları görülmektedir.

Karşıda ise Okeanos ve eşi Tethys’i etkisiz hale getirip sütunlu avlunun girişine doğru attıkları ve Zeus’un kartal suretinde onları engellediği işlenmiştir.

İçerdeki frizde Zeus’un her zaman yanında yer alan kahraman Herakles kutsanmaktadır. Çünkü bu savaş bir ölümlünün yardımı olmadan kazanılamazdı ve bu ölümlü Herakles idi.

Bu yapının alınan zaferlerle bağlantısı olmadığı düşüncesi de vardır. II. Eumenes’in krallık başkentini yeniden şekillendirdiği projenin bir parçası olarak da düşünebiliriz.

İsa Peygamber’in Anadolu’daki Hıristiyanlara yönelik mesajında Pergamon’a yönelik ‘Şeytan’ın tahtının bulunduğu yer’ olarak bahsetmiştir.

Temeller arasında daha eski dönemlere ait seramik parçaları, iki nefli bir yapı izlerine rastlanmıştır. Ki bu yapı çok büyük ihtimal bir agora idi.

Sunak terası kuzey-güney doğrultuda 69m, güneyde 77 m. Kuzeyde ise 92.5 m idi.

Kuzeyde Pazar yerinin sırası olan duvar günümüze kadar korunagelmiştir. Bu duvarın önünde ise adak hediyelerinin ve heykellerin konulması için bir podyum bulunuyordu.

Sunak temeli doğu batı yönünde uzanan kalın duvarlar ile bunları kesen ince duvarlardan oluşan bir ızgaralı yapıya sahiptir. Bu duvarlar andezit bloklar ile çepeçevre kaplanmıştır.

Ortasında balık pulu görünümlü bir kemer dolanan ikinci bir İon tarzı sütun başlığı da, dönemi için öne çıkan çağdaş bir örnektir.

Bir başka versiyonda ise stilize edilmiş bir şimşek demetinin kullanılmış olması sunağın tanrısının Zeus olduğuna dair bir ipucu olabilir.

Telephos frizi 56.6 m uzunluğunda 1.58 m yüksekliğinde ve 7 levhadan oluşmaktadır. Telephos frizlerinde hayat hikayesini anlatan frizlerin her birinin arka manzarası farklıdır.

Sunak üzerinde bulunan hatıl delikleri başka bir evreye işaret eder ki o da bir gölgelik eklentisiydi.

Dış galerilerin mermer çatısı normal ölçülere göre küçük olan akroter figürleriyle doluydu. Bu figürler sunak temelinin yakınlarında bulunmuştur. Dört arabalara ait on bir tanesi belirlenmiş at, iki Triton, üç grifon,, iki kentauros ve beş tanrı figürüne ait parçalardır. Tanrılar; Athena, Poseidon, Apollon, Dionysos ve diğeri anlaşılamamıştır.

Kuzeyde Poseidon ile Tritonlar vardır.

Büyük frizin kuzey ve güneyde 31 adet levhadan 28.78 e metre. Doğuda ise 32 adet levhadan 31.12 m dir.

bottom of page